Dün gece o kadar çok şey düşündüm ki şimdi her şey birbirine girmiş durumda, eh doğal olarak. Geneli ama geçtiğimiz hafta yaşadıklarımla ilgiliydi.
İnsanlar çok garip. Yani kendime ‘Neden hayvanları daha çok seviyorum?’ diye bir soru sorma ihtiyacı duymuyorum artık. Tabii ki sevdiğim insanlar da var, hatta hayal edemeyeceğim kadar çok ama yine de genele vurunca ‘sevmeme’ ağır basıyor. Özellikle ‘nefret’ demiyorum çünkü nedense o kelimenin yükü çok ağırmış gibi geliyor bana.
Male kesimini Female kesiminden daha çok anladığımı düşünmüşümdür hep. Yani erkeklerin neden ‘Lan oğlum baksana taş gibi kız!’ dediklerini anlayabiliyorum ve aynı zamanda kızlar ‘Ayyy çok yakışıklı/seksi/çekici/karizmatik çocuk!’ dediklerinde anlayabiliyorum ama ‘Ayyy var ya şununla bakıştık ahihihi. Ayaaa~!! Kyaaa~!!’ olayları beni hep deli etmiştir. Tamam bakıştınız uzatma, çok heyecanlanmaya gerek yok. (Tamam ben de yapmış olabilirim böyle şeyler ama ‘Kyaa~!!’ boyutunda olduğumu sanmıyorum.)
Neyse işte kızların bu şeyleri gerçekten sinirimi bozuyor. Belki hiç öyle biri olmadığımdan ya da itici geldiği için olmadığımdan yani nedenini tam bilemiyorum ama neden belirtmeye de gerek yok sanki (Ohooo ben bu cümleyi daha da uzatırım ha).
Hani yüz yüze konuşmayan kızlar olur ya sonra akşam gider hoşlandığı çocuğa ‘Neden benimle konuşmadın bugüüün?’ tarzında mesajlar atarlar işte en uyuzları onlar. Hoşlanıyorsan git konuş kızım. Evet, utanabilirsin ama yüz yüze de konuşamıyorsan bi ilişki olmasının anlamı yok. Herkes kendi yolunda gaayet mutlu olur. Bir yabancının senin için kendisini değiştirmesini bekleme. Eğer sevmeye karar vermişsen o kişiyi olduğu gibi sev yoksa mutlu son anca masallarda olur. Çok sev.. (Araya böyle saçma sapan şeyler sıkıştırmadan yapamıyorum sanırım. Ciddi olabiliyorum ama ben ciddi olunca da her şey neşesini kaybediyormuş gibi oluyor -Oha ben algılı mıyım ben yoksa!! Shit…-)
İlişkiler konusunda uzmanmış gibi mi davrandım yukarıda. Olabilir yani öyle yapmış olabilirim ama kesinlikle uzman değilim. No, no, no, not me.
En uyuz kız tipi öyle işte dedim ama cidden ‘enin eni var’. Meğer en en uyuzu o tip kızların ruhunun bir erkeğe kaçmış olmasıymış. Yani işte bir erkeğin onlar gibi davranmasıymış. Bir erkek bir kıza ne düşünerekten ‘Seninle bir süre konuşmayacağım.’ der ki. WTF yani. (Gerçi benim seslendirmemle de ayrı bir uyuzluk ekleniyor. ‘Seniiinle biiir süre konumayacağım Necatiii!’ ‘Eyvallah bacım.’)
Doğru düzgün konuşmaya 2-3 ay önce başladığın kişiyle ne kadar da samimisin canım…
Ben senin tam olarak neyin oluyorum?
Sorry bro…
Hayatımda sadece üç kere gördüğüm biriyle gayet samimi olabiliyorum ama seninle olamam. Olamam, olmam, yapamam, yapmam. Hiçbir ortak noktamızın olmamasından başlayarak bir sürü neden sayabilirim. Yani samimiyetimizin bir sınırı olur. Hatta olur değil var. Görünmeyen sınırlar da can yakar. Gerçi bende sorun yok sağlamım sadece ortam bozukluğu hafiften bi can sıkıntısına neden oluyor. Onu da kafama takamam.
Etrafında düzgün erkek modelinin olmayışı, çocukluk travmaları vb. olayların neden olduğu ‘büyüyememe’ gerçekten hoş değil (‘Ruhen büyüyememe’ mi deseydim? Mentally işte, neyse…) Kimseye tavsiye etmiyorum.
Düzgün büyüyünüz! Elbette kusurlarınız olacak ama onları da çok bağlanmadan terk ediniz. Hayırlı uçuşlar dileriz…
Kediler özeldir… Başka bir dünyadan gelmiş gibidirler. Mekanda neresinin en huzurlu olduğunu bulmaları sadece birkaç saniyelerini alır. Asla kimsenin efendileri olmasına izin vermezler… Onlar kendilerinin efendileridirler; ama sevgilerini sizinle paylaşır, sizi sizden daha çok hissederler… Kısaca hayranlık uyandırırlar.
Hemen hemen herkes kapağında kedi çizimleri olan defterleri görmüştür. İşte artık ondan bende de var! Eh tabii içine de yazdım:
2012
doğum günü hediyesi. Aslında annemle gezerken bu defterden görüp göz koymuştum ama alamamıştım! (DeathNote mangalarına yatırmıştım paramı o an) Esra Çil’e çok teşekkür ediyorum! ‘Kediler özeldir… ♥’
My future husband, pardon günlük ilan ediyorum.
Douzo yoroshiku onegaishimasu. 26.04.2012
Şu kedi aşkım hiç bitmesin istiyorum ama arada bir beni çizdiklerinde de kafayı yiyorum. Ah bilemiyorum..